üniversiteli kocaelisporlular


Blog For Free!


Archives
Home
2007 February
2007 January
2006 June
2006 May
2006 March
2006 February
2005 December
2005 November

My Links
kocaelisporFM
vitamin
korfez.org
taraftarca
Uni-kostad forum

tBlog
My Profile
Send tMail
My tFriends
My Images

Sponsored
Create a Blog!


goqmen@gmail.com Image hosting by Photobucket
izmitliyiz
02.13.07 (4:30 pm)   [edit]
Photobucket - Video and Image Hosting

 
hepimiz izmitliyiz hepimiz deliyiz hepimiz Arif'iz
02.13.07 (4:29 pm)   [edit]
Photobucket - Video and Image Hosting

 
2 Yasında Kocaelisporlu minik taraftar hodri meydan
01.24.07 (3:34 am)   [edit]
2 Yasında Kocaelisporlu minik taraftar hodri meydan

 
06.09.06 (5:42 am)   [edit]
Photobucket - Video and Image Hosting

 
deplasman otobüsü
05.31.06 (2:28 am)   [edit]
Her şeyden önce samimiyetsiz olduğunuz düşünülür. Bu memlekette yaşıyorsanız, Dört Büyükler ismiyle anılan takımlardan birine mutlaka sempati duymanız gerekir.

Kıymeti kendinden menkul bu güzide ekiplerin dışında bir takım tutuyorsanız, ilk olarak hadi len! tepkisi alırsınız. Doğup büyüdüğünüz ya da o anda yaşadığınız ilin, ilçenin veya semtin takımını tutsanız dahi, bu büyüklerden birine bağlı olma mecburiyetiniz vardır. Bir çeşit, ya işçisinizdir ya da burjuva, başka bir şey değilsinizdir. İşte samimiyetsiz olduğunuz savı buradan çıkar; siz ısrarla bu takımlardan hazzetmediğinizi belirttikçe sataşmalar sıklaşır ve nihayetinde tuttuğunuz takımın geçmişine dayanan bir aşağılamaya kadar gider.

* * *

Sevdiğiniz takımı sevmenizin tek sebebi, müzesine tıkıştırdığı kupalardır, ödüllerdir, madalyalardır çünkü. Bir kulübün parçası olmanın verdiği hisleri ifade edecek tek şey o metal parçalarıdır aslında. O ödüllerin kazanıldığı sırada muhtemelen yalnızca ekmek içi yiyebilecek bir yaşta ya da henüz piyasaya sürülmemiş olanların, sanki kendileri kazanmışcasına sergilediği gururlu tutuma da şaşırırsınız tabii. Dayısının amcasının hediye ettiği bir formaya fit olmakla taraftar olduğunu zannedenlerle uğraşırsınız. Bir oyuncuyla, bir maçla, sonradan farkına varacağınız ufak bir olayla başlayan bir ait olma hissidir sizi o takıma bağlayan. Ve açıkçası bunu mevzubahis köftehorlara açıklamak her zaman kolay değildir.

Değerlendirmeye alınmayan güzel bir özelliği vardır aslında bu insanların. Yukarıda, tepelerde dolaplar dönerken, kişiler ve gruplar birbirini ısırmaya çabalarken sessiz kalabilenler, tarafsız gözle bakabilmeyi öğrenirler. Şüphesiz ki kavganın dışında -ve taraf olmadan- kalınırsa, kimin haklı kimin haksız olduğunu görebilmek kolaylaşır. Bu tarafsızlığın maddi bir getirisi yoktur, taraf olmayanın da zaten beklentisi yoktur, en kötü ihtimalle bu özellik onu daha olgunlaştırır.

* * *

Taraftar olmanın getirileri ve götürüleri vardır. Sizin işiniz biraz daha meşakkatlidir açıkçası; bir kere şu şehrin ortasında heyula gibi dikilen stadlardan birinde oynamazsınız maçlarınızı. Tabiri caizse kedi çükü kadar bir tribüne, kedinin sırt üstü yayılıp bacaklarını açınca çükünü görebilmesi gibi, antin-kuntin yerlerden geçerek girersiniz. Peki bu kötü bir durum mudur? Eh, anlatım biçimime baktığım zaman durumun pek iç açıcı görünmediğinin farkındayım ancak küçük tribünlerin kendine has bir havası vardır. Sıklıkla maçlara gelen biriyseniz ve asosyallik gibi bir özelliğiniz yoksa, sizin gibilerle iletişim kurar, bir süre sonra da bir çok arkadaş edinirsiniz. Her insanın kendini ait hissetmek istediği yerler vardır. Kimi zaman bu yer bir bar olur, kimi zaman bir sınıf ya da okul... Sürekliliği sağlayıp çıkıntı bir tip olmaktan uzak hareketler sergilediğiniz zaman, kendinizi bu stada ait hissetmeniz de mümkündür. Oyuncular değişir, başarılar yakalanır ya da her şey çok kötü gider belki... Bir ihtimal, takımın çökmesi bile söz konusu olabilir, ancak taraftar, stadın ismi ve hatta kendisi değişse dahi, orada olur.

* * *

Her maçınız kendi stadınızda değildir pek tabii, deplasmana da gidersiniz. Onun da havası başkadır. Deplasmanın zevkli kısmı; gidiş-dönüş yoludur aslında. Deplasman otobüsünün de kendine has bir keyfi vardır. Gidişte, maçtan ziyade bulunacağın ortamın hayaline dalarsın. Şarkıyla, türküyle, sloganla, tezahüratla bir kısmını atlattığın yolun diğer yarısında yorgunluktan bitap düşüp uykuya hazırlandığın ve kafanın göğsüne doğru ivmelendiği anlarda, stadda yapacakların-söyleyeceklerin zihninde belirir. Hayalinde geliştirdiğin galibiyet sonrasında, dönüşte ne de keyifli olacağını düşünüp daha da umutlanırsın. Hayat her zaman adil değildir aslında, bazen bunların tam tersi de olabilir ama yolun başındaki umudu maç sonuna kadar koruyabilmenin, yenilgide dahi baş ve omuzlar dik şekilde geri dönebilmenin olgunluğunu, yaşlandığında (eh, belki de beş-on sene sonra) farkedersin.

* * *

Maçın başlamasına saatler varken midenize giren o karın ağrısıyla karışık kramplar (hani şu okul zamanında sınav öncesi olanlardan) maç sonuna kadar devam eder. Ancak çok fazla para dökerek toplayabileceğiniz kaliteli oyuncularınız olmadığı veya yine çok paralar saçarak oluşturabileceğiniz bir altyapınız bulunmadığı için böyle strese girersiniz. Aslına bakarsanız, sonucunu üç yaşındaki bir veledin bile tahmin edebildiği bir takımı tutup desteklemektense, kabir azabını tribünde yaşamanın keyfi başkadır. Bu tip mazoşistliği bir siz, bir de platonik aşıklar yaşayabilir zaten.

* * *

Deplasmanda attığınız bir gol, iki gol sayılır ama içeride üç gol yemek sizi pek şaşırtmaz. Zaten deplasmanda attığınız bir golün üstüne iki-üç tane yemeniz de şaşılacak durum değildir. Yine de sizin hafızanıza yedikleriniz değil, attığınız o tek, gariban gol kazınır. Üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına ve fark yemiş olmamıza rağmen, o meşhur İngiltere maçından, yediklerimiz değil, Ünal Karaman'ın uzaktan çektiği ve direkte patlayan şutu aklımıza gelir.

* * *

Doğru düzgün kadrosu, teknik ekibi, yönetimi, stadı, tribünü, taraftar grubu, forması-ürünü, gazetede-televizyonda yer almayan haberleri ile o takım, sadece sizin gözünüzün, ağzınızın içine bakar. Önemli olan; mağlubiyette dahi umutla bakabilmektir ileriye. Önemli olan; taraftar duruşuna sahip olabilmektir bir şekilde. Şiddetin, fanatizmin, holiganlığın, pisliğin, çirkefin, şikenin, paranın, gücün karşısına dikilip Ben destek vermezsem, bir terim olmaktan öteye gidemezsiniz diyebilecek olgunluğa erişebilmektir. Son zamanlarda bunu beceremiyoruz, düzelmemiz gerek...



 
kocaelispor
03.26.06 (6:13 pm)   [edit]

SOĞUK BİR KIŞ AKŞAMI rüzgar dağlardan aldığı suratlara tokat atıyor ağaçlar yapraklarının son damlalarını teslim ediyor toprağa ve bir ağlama sesi ağlayanmı can evet rafet abinin oğlu oluyor rafet abi hastanede bir o köşe bir bu köşe herkesi öpüyor çay söylüyor şımarmış çocuklar gibi dönüyor ortalıkta ve canı kucağına alıyor ilk defa ve üzerine kocaelispor bayrağı örtüyor hayy allah alemsin be rafet abi daha yeni doğmuş çocuk karısı mırıldanıyor bak refet can doğdu aynı sana benziyor rafet abi tanıdığım en manyak ve kocaelispor için düşünmeden can verebilecek tek adam yani o aşık düğün gecesi düğününü erken bırakıp maça gelecek kadar deli günler saatler ilerliyor can 6 yaşında aslan gibi delıkanlı olyorr bizim rafet abi çoktan aşılamış kocaelispor sevgisini yarım peltek diliyle yeşil siyah çektiriyor ufaklığa hayretler içinde izliyorum çayı yudumlarken can ne tezahuratlar neler neler şaşkın şaşkın bakıyorum abi diyorum bu yakında milli amigo olur rafet abi gülüyor bıyık altından babasının oğlu maçta önümü göremiyorum diye ağlıyormuş hep aşı tutmuştu ve minik can abayı yakmıştı bile körfeze minicik elleri kızarmış soğukta yeşil siyah atkısı bile burnunun kızarmasını engeleyememiş soğuktan abi dedim bu çocuk üşütür burda evde durmaz atar kendini yerden yere getirmesem maça diyor rafet abi ve gülüşüyoruz o arada gol oluyor can çıldırmış babasına sarılıyor o sarılış okadar içtenki içimden diyorum ki bu bir tutku doğuştan gelen birşey yaa diyorum ve bir öpücük konduruyorum yanaklarına .şen dönüyoruz staddan eee ozamanlar en güzel günleri körfezimin; iş yerinde rafet bir sus be derler körfez körfez sen başka bir şey bilmezmisin derler kızarlar istanbul askerleri biz ikimiz hepsine yeterdik ee nede olsa esiyordu fırtına gibi körfezim ozamanlar.Canın odasına girdim bir gün; boyası yeşil siyah duvarların heryer poster dolu ya dedim bu çocuk normal değil hala poster peşinde koşuyormuş her gün herkes misket kovalarken o poster kolleksiyonu yapıyormuş kıyafetleri okul kıyafeti haricinde hep yeşil hep siyah annesi kızıyordu başka renk kıyafeti yok diye ve günlerden pazartesi işyerindeyim rafet abi gelmedi aradım hastanedeymiş abi bişeymi var dedim gelince anlatırım dedi ertesi gün oldu rafet abi bitkin ve solgun yanaştı yanıma ben işi bırakıyorum kardeş dedi abi iyimisin sen neyin var neden dedim? ve bana akciğer kanseri olduğunu söyledi dünyalar herşey kafama geçti olamazdı abi dedim tam 5 dakıka dondum kaldım sonra nediyorsun sen yanlışlık olmalı dedim olamaz dedim o ise iki gözü kan yaş olmuş malesef dedi ve kendimi değil canı düşünüyorum dedi yıkıldık sarıldık birbirimize ve biraz toparlanarak abi biz neciyiz dur bakalım dedim ama yüzümden belliydi benimde moral amaçlı olduğu sözlerimin yok be kardeş dönüşü yok dedi bu hastalığın dedi bari şu kupa maçıfinaline yetişsek dedi aman bee abii öyle söz etme dedim bu moral işi salma kendini dedim paralar topladık ameliyatlar tedaviler kupa maçına üç gün kalmıştı evine gittim rafet abi iyice süzülmüştü bitkin dudakları zor laf yapıyordu artık ulan görcez galiba dedi finali abi ne demek ben sana dev ekran kuracam burda dedim tribün yapçaz dedim; can hemen atladı abi dedi bana; babam beni götürmüyo maça dedi takma can dedim bundan sonra ben götürücem seni dedim sevindi yavrucak fınal günü geldi rafet abilerin evinin yolunu tuttum bayrak mayrak tribün yaparak moral verecez yaa uğraşıyoz iştee rafet abi her geçen gün eriyordu 3 gün geçti hepten bitti gibi geldi gözüme bu illet son damlasına kadar acı verip öldürüyordu yanaş dedi yanıma canı maça götür dedi kulağıma bende.. abi hani beraber seyredecektik dedim artık laf yapamadı ve kafasını salladı hayır der gibi canda bir yandan montumu çekiştiriyor hadi abi noluurr diyordu ve koyulduk maç yoluna ama hiç neşem yoktu cana belli etmemeye çalışıyorduk maçın 15 nci dakikaları falan tel çaldı arayan rafet abinin abisiydi açmak istemiyordum telefonu ve titrek sesle açtım canı eve getirme bu akşam sende kalsın dedi rafet abin öldü dedi evde haykırış sesleri geliyordu kulağıma ve nuri golü atmış kupayı almıştık canın gözleri parlamış arabadan bayrağı çıkarmış deli gibi bağırıyordu bense göz yaşlarımı tutamıyordum abi sevinçtenmi ağlıyon dedi heh heehee diye alaycı bir şekilde gülüyordu he koca adam ağlıyo koca adam ağlıyo diye tekerleme tutdurdu canı bize bıraktım ve hemen rafet abilere geçtim rafet abinin beyaz kefeni yeşilsiyahtı yani beyaz değildi yeşillll ve siyahhh elinden bir not çıkmış abaisi bulmuş herkes şaşkındı ne acaba ne yazmış miras falan işimi diye öleceğini hissetmiş göremeyeceğini anlamıştı sanki kupayı notta şöyle yazıyordu kupayı alırsak mezarıma müjdesini can getirsin ya cana bunu nasıl söyleyecektik 2 gün sonra gittik müjdeyi vermeye bağçeşmeye can durdu mezarın başında baba kupa bizim dedi yeşil dedi ağlayarak ama siyah cevabı gelmedi....



 
03.17.06 (6:35 am)   [edit]

Benim için bir tek taraftarlık söz konusudur; o da Cumhuriyet; taraftarlığıdır.

Mustafa Kemal Atatürk



Uni-KOSTAD nedir?

Kocaelispora gönül veren, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde okuyan öğrencilerin, tribünde ve çeşitli platformlarda Kocaelisporu desteklemek için KOSTAD bünyesinde kurduğu bir topluluktur.


HODRİMEYDAN, KOSTAD & Uni-KOSTAD

Uni-Kostad, Hodrimeydan çatısı altında kurulmuş bir topluluktur, diğer bir deyişle Hodrimeydan'ın Kocaeli ve
Kocaelispora gönül veren öğrencilere açılmış kapısıdır. Nisan 2005'te kurulan Uni-Kostad'a en buyuk destek yine başta KOSTAD Başkanı sn. Cemal DERYA olmak üzere tribündeki diğer ağabeylerimizden gelmektedir.


Hedef ve Amaçlar

Yurdun değişik üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler arasında iletişimi sağlayıp, okullarda paneller düzenlemek, standlar açmak, çeşitli turnuvalar tertiplemek, belli tarihlerde toplantılar yaparak fikir alışverişinde bulunmaktır,
Kocaelispor sevgisini, kentlilik bilincini, Anadolu ruhunu tüm yurda yaymak. Taraftarlığın televizyon vasıtasıyla maç izlemekten ibaret olmadığını, bazen hiç tanımadığınız bir insanla, beraber sevinip beraber ağlayabileceğimizi diğer insanlara göstermek.


UNİVERSİTELİ DEĞİLİM UNİ-KOSTAD lı OLABİLİR MİYİM??
tabiki çunku uni kostadın kapısı herkese açıktır

nasıl uye olabilirim??
sitedeki kendimizi tanıtalım bolumune kendinizi tanıtıp ,maç organızasyonlarında buluşma yerine gelip diğer arkadaşlarla tanışarak
uye olabilirisniz

nasıl universite temsilcisi olabilirim
bizzat uni-kostad başkanı mehmet efe arkadaşımızla görüşmelidir.telefonu sitede yazılıdır

uni kostad trubunde nerde duruyor??
horimeydanın biraz sol tarafında



 
ÇANAKKALE MAÇINA HAZIRLANIN
03.17.06 (6:32 am)   [edit]

 
 

YAŞANAN GELİŞMELERİN ARDINDAN TARAFTAR ÖZÜR DİLESİN GİBİ ABUK SUBUK SÖZLERE CEVAP VERME GEREĞİ DUYMADIK SUSKUNLUĞUMUZ BU YÜZDENDİR.BUGÜN BAKIYORUMDA DAHA DÜN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE ATIP TUTANLAR BELEDİYENİN AVUKATLIĞINA SOYUNMAKTA GEÇ KALMADILAR NEYMİŞ BELEDİYE TAKIMA SAHİP ÇIKIYORMUŞ.OTOPARK İŞİNİ KOCAELİSPORA VERMİŞLER PEKİ YÖNETİM KİME VERMİŞ KAÇA VERMİŞ 3 SENELİĞNE 600 MİLYARA ISMARLAMA Bİ VATANDAŞA.KOCAELİSPORA ANTİK PUP I VERMİŞLER YÖNETİM KİME VERMİŞ 300 MİLYARA YÖNETİMDEN Bİ VATANDAŞA.YARDIMLAR ANLIYACAĞINIZ KOCAELİPOR ADI ALTINDA İHYA ETMEK İSTEDİKLERİ VATANDAŞLARA YAPILMIŞ BİZİM AVUKATLARDA NEMA BEKLEDİKLERİ İÇİN BELEDİYENİN AVUKATLIĞINA SOYUNMUŞ.KEMİKSİZ İNSANLAR İÇİN TARAF DEĞİŞTİRMEK ÇOK KOLAYDIR GERÇEKTE BUNLARIN TARAFIDA YOKTUR ZATEN.AMA BİZ TARAFIZ KOCAELİSPOR TARAFTARIYIZ BUNU DEĞİŞTEREMEYİZ DEĞİŞTEREMEZLERDE.BU GERÇEĞİN IŞIĞINDA BU KAVGAYI SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ BUNU HERKEZ BÖYLE BİLSİN.ASIL KONU BENİM 10 GÜN ÖNCEDEN TARAFTARA YAPACAĞIM ÇAĞRIDIR.ÇANAKKALE MAÇINDA TARAFTARIM DİYEN HERKEZ ORDU MAÇININ SKORU NE OLURSA OLSUN MAZARETİ YOKSA MARATONDAKİ YERİNİ ALSIN ,DUYAN DUYMAYANA SÖYLESİN.BU MAÇTA GELİN KOCAELİPORUN BÜYÜKLÜĞÜNÜ BİRKEZ DAHA GÖSTERELİM.TARAFTARLIK ÖZVERİ İSTER BU ÖZVERİYİ BUGÜN GÖSTERME ZAMANIDIR.BİRKEZ DAHA SÖYLÜYORUM DUYAN DUYMAYANA SÖYLESİN ÇANAKKALE MAÇINDA İSMETPAŞA STADINDA BULUŞALIM.SON 10 GÜN GERİ SAYMAYA BAŞLAYIN

CEMAL DERYA



 
yonetim: taraftar özür dilesin
03.15.06 (5:14 am)   [edit]

Taraftar özür dilesin

Haber Arşiv Sayfası


Altay maçı sonrasında Yeşil Siyahlı taraftarların tepki gösterdiği Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğluna Kocaelispor yönetimi sahip çıkarken, taraftara tepki gösterdi. Yönetim, taraftarların Başkan Karaosmanoğlunda özür dilemelerini istiyor



Saral doğal bulmuştu



Ligin ikinci yarısında bir türlü istediği sonuçları alamayan Kocaelisporda yüzler gülmezken, Play-Off şansıda her geçen gün azalıyor. Alınan başarısız sonuçlara doğal olarak Yeşil Siyahlı taraftarlarda tepki gösteriyor. Özellikle evimizde oynanan maçlar sonunda yönetim kurulunu istifaya davet eden taraftarlar, pazar günü maçın bitiş düdüğü ile birlikte Başkan İbrahim Saralın aracının etrafını sarmış, yönetim kurulunun ve kendisinin en kısa sürede istifa etmesini istemişlerdi. Taraftarların bu tepkisine sessiz kalan Başkan Saral, önceki gün bir açıklama yaparak taraftarın tepkisinin nomal olduğunu, bu tekpileri ilk kez yaşamadığını belirtmişti.


Taraftar Belsayı basmıştı

Yeşil Siyahlı taraftarlar, Kocaelisporun aldığı başarısız sonuçlarla Başkan İbrahim Saral, yönetim kurulu ile birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlunu da sorumlu tuttuğu için maç sonrası Belsa Plazaya gelerek Başkan İbrahim Karaosmanoğlunu istifaya çağırmıştı. Karaosmanoğlunun gerekli desteği vermediğini Kocaelisporun bu destekten yoksun olarak mücadele ettiğini belirten taraftarlar, diğer Büyükşehir Belediye Başkanlarının kentlerinin takımlarına daha fazla sahip çıktığını Başkan Karaosmanoğlu ve yöneticilerin aynı desteği Kocaelispora vermediklerini tepkiyle dile getirmişlerdi. Taraftarın bu tepkisi Belsa önünde uzun bir süre devam etmişti.



Taraftar özür dilemeli


Dün Fuan içinde bulunan Kocaelispor binasında bir basın toplantısı düzenleyen İdari Asbaşkan İsmail Araç ile Salon Sporları Sorumlusu Sami Durmuşoğlu, taraftarın Başkan Karaosmanoğluna gösterdiği tepkinin yanlış olduğunu, Yeşil Siyahlı taraftarların Başkan Karaosmanoğlundan özür dilemeleri gerektiğini belirtti. Araç," Altay maçından sonra bazı taraftarların Başkan İbrahim Karaosmanoğlu´na yönelik protestolarını doğru bulmuyoruz. Sayın Karaosmanoğlu bu takıma aktif olmasa bile her zaman destek veriyor. Taraftarların Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu´ndan özür dilemesini talep ediyoruz. Taraftarlar biraz daha duyarlı olup bizleri desteklemeli#8221;dedi.

 

 

 

 

goqmen: siktirsinler onlar izmit halkından özür dilesinler.



 
mavi bayrak
03.15.06 (5:12 am)   [edit]
Türkiye Futbol Federasyonu Kocaelispor taraftarını Antalya maçındaki davranışlarından ötürü Mavi Bayrak'la ödüllendirdi. Ligin ilk yarısında oynanan Gaziantep Belediye maçından sonra da Mavi Bayrak alan Kocaelispor'a bu sezon ikinci kez aynı ödül veriliyor.

 
Saral döneminin sonu!!
03.06.06 (5:07 am)   [edit]
Saral Döneminin Sonu

   Son umuttu, kırılma noktasıydı. Yensek toparlayabilirdik, Play-Off şansını zorlayabilirdik. Puan farkı fazla değildi, rakipler haftalardır bize çalışıyordu çünkü. Doğal olarak böylesi önemli bir maçta Kocaelispor'dan adına yakışır bir oyun bekledik ama ne gezer, bizim takım daha öncekiler gibi dün de yoktu sahada. İlk yarı biraz kıpırdadık, golü yiyince havlu attık. Koca ikinci yarı bırakın pozisyona girmeyi, rakip sahaya bile gidemedik. Fuat Yaman, Alişen, Uğur, Orhan Kaynak gibi isimleri yine kızağa çekmiş. Ne zaman skor 2-0 oldu, kurtarıcı diye onları sahaya sürdü. Oysa iş işten çoktan geçmişti. Öyle sanıyorum ki, İstanbulspor sezonun en rahat maçını oynadı. Herhalde böyle net bir galibiyet alacaklarını rüyalarında görseler inanmazlardı. Ben taraftara üzüldüm. Herşeye rağmen bir umutla geldiler maça, takımı yalnız bırakmadılar. Ama ruhsuz bir takım vardı sahada, onlara hiç layık olmayan. Hırslarından, kızgınlıklarından koltukları söktüler, kan ağladılar.
Haftalardır bize çalışan rakipler dün puanları 3'er 3'er kapınca Play-Off hattıyla aramızdaki fark 7'ye çıktı ki, bu kolay kapatılacak bir fark değil, hele bu halimizle mümkün değil.
Bence lig dün bizim için bitti. Hepimize bir kez daha geçmiş olsun. Yapılacak ilk iş bu akşam yönetimin olağanüst kongre kararı almasıdır. Bütün iyi niyetli çabalarına rağmen bu başkan ve yönetim başarılı olamadı, takımı Süper Lig hedefine taşıyacak beceriyi gösteremedi.
Kocaelispor'da İbrahim Saral dönemi dün lige havlu atılmasıyla birlikte fiilen bitmiştir. Bu işi zorlamanın, inat etmenin artık bir manası, faydası yok. İnanıyorum, Saral gereğini yapacaktır.

 
İHANET... Erdoğan Ağabeyimizin bu haftaki köşe yazısı
03.02.06 (6:00 am)   [edit]
Kocaelispor'un gelişme süreci
uzun yıllara dayanıyor.
Kuruluşundan günümüze her bir yılında bir pırıltı,
bir ışık görürsünüz.
Her seferinde hedefler büyütülerek nice büyük
başarılara imza atılmıştır.
Bu başarıların gururunu Kocaeli'yi yöneten tüm
kurumlar,yöneticiler,taraftarlar ortaklaşa
yaşamışlardır.
Kocaeli'lilerin sosyal hayatlarında
Kocaelispor sevgisi
idealistce bir tercih olmuştur.
Günümüzde ise
Kocaelispor'un ölçüleri
bazı yöneticilere,siyasetcilere,futbolculara
XL gelmektedir.
Onlar adeta standart dışı...
Kalıpları başka başka...
Yine isimleri ve bulundukları makam itibarıyla
Kocaeli'yle bütünleşmesi gerekenler, spor ve insan
kavramını hiçe sayan bir tutum içerisindeler.
Futbolun tüm ülkelerde insanları dinden sonra
en çok etkileyen olgu olduğunun farkına
varamıyorlar.
Futbolla gelen bir başarının, taraftarlarını
mutluluğun doruğuna çıkardığını göremiyorlar.
Sayın yöneticiler varlığınızın bir nedeni de
insanları mutlu etmek olduğuna göre
Kocaelispor'a bu denli nasıl ilgisiz kalabilirsiniz.
Mücadelesinde yalnız bırakabilirsiniz.
Kayyumların yönettiği İstanbuspor'un,
belediye memurlarının idare ettiği İstanbul Belediyespor'un,
posta dağıtıcılarının çalıştırdığı Telekomspor'un
altında olmak sizlerce kabul edilir olsada Kocaeli
halkı için bu durum zul'dür.
Düne kadar dolu olan protokol tribününün
bugün boş olması izah edilebilecek,kabullenebilecek bir durum
olmadığı gibi,halktan kopuk yaşam tarzınızın göstergesidir.
Hak etmediği durumlara düşen
Kocaelispor'u sahiplenmek
bizlerin,sizlerin görevi olduğunu
lütfen hatırımızdan çıkarmayalım.
* * *
Marka değerimizle ters orantılı bir oyuncu kadromuz var.
Bir çoğu bu ligi,bu yarışın atmosferini kaldıracak düzeyde değiller.
Yetenekleri sınırlı...
Kadro kurarken,
Fuat hocanın zaman zaman zorlandığını görüyoruz.
Ya ! yetenekleri olup da ortaya koymayanlar.
Zor günlerinde kaderine terk edilmeyenler.
Kocaelispor'a vefa borcum var diyenler.
Yönetici yakınlarıyla İstanbul gecelerinde
boy göstererek mi ödeyeceksiniz borcunuzu.
Bunun hesabını nasıl vereceksiniz.
Kadroya alınmadığınızda bilmeden hocaya yapılan haksız eleştiriler,
sizi rahatsız etmeyecek mi.
Binlerce taraftarın umutlarının sizlerin sayesinde
yok oluşunu görmeniz, dileriz vicdanlarınızda kara leke
olarak iz bırakır.



 
en popüler 499.site
03.01.06 (3:08 am)   [edit]
korfez.org'umuz trkiyedeki tüm internet siteleri arasında 499. oldu gerçekten büyük bi şekil olmuş bizim için 4büyük denilen takımların sitelerinden sonrada en çok ziyaret edilen siteyiz işte köfez farkı...


 
yönetim özür diledi
03.01.06 (3:04 am)   [edit]

Son haftalarda gelen başarısız sonuçların ardından tepki toplayan Kocaelispor Yönetim Kurulu taraftarlardan özür dilediğini açıkladı. Başarısızlıktan büyük üzüntü duyduklarını belirten yönetim, kalan haftalarda taraftardan destek istedi.

YÖNETİM DE ÇARESİZ
Ligin ikinci yarısında henüz 3 puanı bir arada göremeyen Yeşil-Siyahlı kulüpte yönetim çaresiz. Önceki akşam tesislerde toplanan Kocaelispor yönetimi gelinen noktayı değerlendirdi. Toplantıda taraftarların Uşak maçında gösterdiği tepkiler de ele alındı. Tepkileri son derece haklı bulan yönetim taraftarlardan özür dilediklerini açıkladı.

FUTBOL MEMNUN ETMİYOR
İbrahim Saral başkanlığında yapılan toplantıda yöneticilerin büyük bölümünün oynanan futboldan memnun olmadığı, gelecekten de umutsuz olduklarını açıkça belirttikleri öğrenildi. Başkan Saral'ın alacağı her kararın arkasında olacaklarını ifade eden yöneticiler, kalan haftalarda taraftarın desteğinin de şart olduğunun altını çizdi.

TARAFTARDAN SABIR İSTEDİLER
Kocaelispor Genel Müdürü Bülent Özer dün yönetim adına yaptığı açıklamada, ‘Alınan sonuçların herkes gibi yönetimi de üzdüğünü belirterek, ‘Ortaya çıkan bu durumdan ötürü yönetimimiz taraftarlarımızdan özür diliyor. Ancak başka Kocaelispor yok. Taraftarlarımızdan kalan haftalarda sağduyulu olmalarını bekliyoruz. Kötü günleri hep birlikte atlatmak için onlardan destek bekliyoruz' dedi.

 

www.korfez.org 



 
aybuke:
02.28.06 (4:24 am)   [edit]
burda başlayan küçük çaptaki kapanyamda seslendiğim kitle gittikçe büyüyor..körfezimizin kötü gidişine rağmen böyle güzel gelişmeler gercekten çok sevindiricibugun özgür kocaeli gazetesinin spor sayfasinda yayınlanan yazım işte böyle..
BÜTÜN KÖRFEZ EL ELE BAYANLAR TRİBÜNE
küçücük ellerim babamın ellerini sıkıca tutmuş,belki de nereye gittiğimi bile bilmeden ismetpaşa stadına giriyoruz.Maç başlıyor.etrafım dikkatimi çekmiş olsa gerek,sessizce izliyorum dört bir yanı.ben köfte ekmeğimi yerken,babam ve yanımızdakiler öyle istekli,öyle içten tezahürat edip,destekliyorlar ki körfezimi..o anda yüreğime kazanıyor işte bu sevda,bu tutku..
kalbim aşkların en güzelini,en büyüğünü tadıyor o küçücük yaşımda.gün geçtikçe daha da bağlanıyor daha da çok seviyorum körfezi.Bundan sonra tüm iç saha maçlarında babamla birlikte tribünde alıyorum yerimi.
Birgün babam maçlara gitmemi istemediğinde hersey benim için bitmişti sanki.çok küfür var,tribünler hazır değil,bayan taraftar yok denilcek kadar az deyip bana açıklama yapmıştı.Bir sene boyunca gidemedim,götürmedi fanatik olmamın tek nedeni canım babam!Ama pes etmek yoktu.Hıçkıra hıçkıra ağladiğim günlerin inadina,birseyler yapmaliydim.Kendi çapımda bir kampanyaya başlamış oldum böylece.okuldaki uğraşlarımın sonucunda,dördü kız olan yirmi üç kişilik bir grupla maçı marotonda izledim.Hedef büyüktü devam dedim kendi kendime.sürekli takip ettiğim www.korfez.org sitesine de bu çağrımı yaptım.davatime 7 arkadaşim karşilik verdi.telekom maçinda onlarla birlikteydik tribunde.
babam hep söylerdi 'doğduğun,doyduğun ve yaşadığın takımına sahip çık' die.onun dediğini yapıyorum ve çevremdekilere daima bunu aşılıyorum.
artık kocaelispor taraftarı için geçmişte söyleneler gecerliliğini kaybediyor.daha bir sene önce önce babamın dediği gibi küfür yok artık tribünlerde.bizler tribünde çoğaldıkça,küfür de tribünde o kadar azalmakta.
bu kentte kocaelisporu benim kadar seven ve destek olmak isteyen bir çok bayan arkadaşimin olduguna inaniyorum.onlara sesleniyorum bunu bir kampanya olarak düşünürsek sizlerin desteğine ihtiyacımız var.gelin ve maçları hep birlikte izleyelim.takımımıza hep birlite destek olalım..


 
ege görgün bir kocaelisporlu :
02.28.06 (4:19 am)   [edit]



Anadolu takımı taraftarı olmak

Anadolu takımı taraftarı olmak emek isteyen, acılı ve kanlı bir uğraştır. Onlar için, yüzde seksen kazanma oranına sahip büyük bir takımın taraftarı olmak çocuk oyuncağı, ecnebilerin diliyle piece of cake tir. Peki bir Fenerbahçeli, Galatasaylı ya da Beşiktaşlının yüreği her zaman küme düşme ihtimali olan, hiçbir maçına garanti gözüyle bakılamayacak, bütün futbolcuları büyük takımlara gitmek isteyen (para+şöhret+milli forma) küçük bir takımın taraftarı olmaya yeter mi?





Üç büyük İstanbul takımından biri orta sıralardaki bir Anadolu takımı ile maç yapıyor. Maç golsüz berabere devam ediyor. Gerilim gittikçe yükseliyor. Çünkü büyük diye tabir edilen takım bu maçı galip bitiremezse liderlikten olacak. Dakika 80. Hakemin en kötü kabus gerçek oluyor. Ceza alanının çizgisine denk gelen bölgelerde büyük takımın defans oyuncularından birinin eline çarpıyor top. Topun elle oynandığından şüphesi yok ama bu hareketin ceza sahası içinde mi, dışında mı olduğundan tam olarak emin değil. Yan hakemiyle göz göze geliyor. Yan hakemin gözlerindeki telaşlı, ürkek, korkmuş ifadeden, onun da kararsız olduğunu ve kendisine yardım edemeyeceğini anlıyor. Aslında bu biraz para kaybedeceği bir kumar olsa, bahsi hareketin ceza alanı içinde olduğu doğrultusunda oynar, ona sanki öyleymiş gibi geliyor çünkü. Ama bu çok daha fazlasını kaybedebileceği bir kumar. Işık hızıyla olasılıklarını inceliyor. Penaltıyı verse#8230; Haklı çıkarsa sorun yok. Ama akşamki spor programlarında pozisyonun ekrana gelecek ağır çekim görüntüleri hatalı olduğunu gösterirse... Öncelikle koca camia üstüne hücum edecek. Yöneticiler televizyonlara, gazetelere konuşacak.



Bir daha maçımızda bu hakemi istemeyiz.

Gizli güçler yine mi devrede, masabaşı oyunlar mı oynanıyor.

Ben hakemler hakkında konuşmazdım ama böyle berbat bir hakem görmedim ben!



Spor yazarları, özellikle de bu büyük takımla organik bağları olmuş, olan ve olacak olanlar, hakem yazarları, özellikle MHK ya gıcık olanlar açacak ağzını, yumacak gözünü



Biz zaten demiştik, bu hakemlerle lig gitmez diye

MHK uyuyor mu, bu hakemlere göz kulak olmuyor mu?

MHK Başkanı adamsa şu sorulara yanıt verir!



Gayet ufak, gayet insancıl bir hata sonunda hem kötü hakem olacak, hem de namusu, şerefi şaibeli bir hale gelecek.



Diğer yandan, penaltıyı vermese Anadolu takımının yöneticisi, maç sonrası röportajlarda bu takımın oyuncuları, Emeğimiz çalınıyor, diyecek. Belki teknik adam istifa kararı alacak, sakinleşince, yani işlerin ezelden böyle gittiğini hatırladığında (çünkü büyük takımlarda geçen futbolculuk zamanında kendisinin de bu düzenin kaymağını yediğini inkar edecek değil. Efendi adam imajıyla maç sırasında hakemi niceden inceden işleyen o değil miydi!) istifasını geri alacak. Ne kadar gürültü çıkartırlarsa çıkarsınlar, Salı günü medya da, futbolseverler de bir sonraki haftanın maçlarını, yeni iddia kuponlarını, haftanın fantezi futbol takımı kadrosunu düşünmeye başlamış olacaklar. Anadolu takımını sesi en fazla iki gün yankılanacak, isyanlarının yankısı üçüncü gün küçük bir haber şeklinde en içteki spor sayfasında minik bir kutudan duyurulursa ne mutlu onlara Başat spor programlarının ağır ağabeyleri, Adamlar, haklı! deyip gönül alacak, sonra başkanın ne kadar delikanlı adam olduğundan dem vuracaklar, en sonunda da Anadolu takımların makus talihiyle ilgili üç beş beylik yorum yapıp, birbirlerinin gravatlarını ya da ceketlerini övmeye başlayacaklar.



Ben kendimi hakemin yerine koyuyorum. Bu ahval ve şeraitte ben o penaltıyı vermezdim arkadaş. En az zararlı çıkacağım hatayı yapmayı tercih ederdim. Çünkü o anda kesinlikle tartışmalı olan penaltıyı verdiğimde, yukarıda saydıklarıma ilaveten maçın devamında olacakları düşünmek bile istemem. Büyük takımın oyuncularının böyle bir durumda maçı ve seyirciyi çığrından çıkarmak için elinden geleni yapacaklar. Çünkü böyle bir kararı veren hakemin o dakikadan itibaren, vicdan azabı çeken bir katil gibi bunalımda olacağını onlardan iyi kimse bilemez. Her pozisyonda itiraz edecekler, vicdan yapacaklar, seyirciye oynayacaklar Artık orta sahadaki faulleri bile çalarken zorlanacaktır hakem. Maç en azından beş dakika uzayacaktır örneğin. Büyük takımın futbolcuları ceza alanına girdiklerin de kendilerini yere bırakmaya başlayacaklardır. Hakemin kabusu asıl şimdi başlamıştır.





Aslında bu yazıya Hakem olmak! başlığı daha iyi giderdi değil mi?



Değil. Bu yazı tam olarak Anadolu takımı taraftarının taraftarlık hayatları boyunca neyle karşı karşıya olduğunu açık etmektedir. Tek kişilik kabus şeklinde hikaye ettiğim bu olay trübünde eli kolu bağlı oturan taraftar için bir travmadır. Yıllardır tekrarlanan bir travma

Anlayacağınız, Anadolu takımları büyük takımlarla yaptıkları maçlara daima 1-0 yenik başlarlar. Ama sizi öldürmeyen sizi güçlendirir ya, Anadolu takımı karaftarı çok daha güçlüdür, yani çok daha büyüktür İstanbul büyüğü takımı taraftarlarından. Onlar 1-0 yenik başladıkları halde, hep küme düşme tehlikesi yaşadıkları halde ve en önemlisi hiç şampiyon olamayacaklarını bildikleri halde takımlarından hiç vazgeçmemişlerdir çünkü. Bir Kocaelispor taraftarı olarak benim için büyük takımı tutmak çok kolaydır. Ama soruyorum, örneğin bir Fenerbahçelide Kocaelispor taraftarı olabilecek yürek var mıdır?


Not: Bu derginin yayın yönetmeni de bir Anadolu takım taraftarıdır. Trabzonspor u dördüncü büyük olarak görmedim ben hiç. Kötü değil, iyi bir şey bu söylediğim. Sivrilen bir Anadolu takımı olduğundan, kontrol edilmesini daha kolay hale getirmek için aralarına almıştır bana kalırsa diğer büyükler Trabzonsporu. Bizans oyunu yani.


 
97-98 den beri körfezde top koşturan futbolcular
02.26.06 (5:23 am)   [edit]

Abdülrahman Turan Mehmet Kahriman
Ahmed Hassan Kamel Mehmet Onur
Ahmet Arslaner Mert
Ahmet Dursun Mert Bulent Inci
Ahmet Meydan Mert Korkmaz
Ahmet Sahin Metin Erol
Ali Metin Mert
Ali Asim Balkaya Mirkovic[Mert Meric]
Ali Cakir Mohammed Sedek
Ali Eren Beserler Moshoeu John Lesiba
Ali Mumcu Mucahit Ak
Ali Özçakmak Muhammet Ozdin
Ali Sen Kandil Muhammet Reis
Altan Aksoy Muharrem Aydin
Arda Karakurt Murat Colak
Atilla Gunes Murat Sahin
Ayew Kwame Murat Tan
Ayhan Özgür Murat Tiraki
Ayman Abdelaziz Murat Yigiter
Aziz Bulent Taner Muratovic Samir
Badawy Mohamed Muslum Karabulut
Bayram Bektas Mustafa Biner
Blatsis Con Mustafa Erkan Aydin
Bulent Bilgen Mustafa Macit Guven
Bulent Karaman Mustafa Ozkan
Bulent Ozturk Mustafa Serdar
Bulent Uygun Mutlu Kiziltan
Bulut Basmaz Nihat Emre Numanbayraktaroglu
Can Emre Yucel Nuri Colak
Capone Carlos Alberto Okan Ozke
Cem Sinan Vergul Oktay Pop
Cem Yener Omer Alper Boguslu
Cenker Aziz Dirlik Omer Aysan Baris
Cihan Citak Onder Saglam
Cihan Erdil Oner Akdogan
Cihan Haspolatli Onur Turfanda
Cihan Korucuoglu Orhan Ak
Cihat Arslan Orhan Kaynak
Damir Yuksel Orhan Kosulu
Didava Gigi Osman Cakir
Emrah Eren Osman Ozkoylu
Emrah Öztürk Ozan Beyaz
Emrah Tanta Ozden Ongun
Emre Ozgür Karakaya
Emre Arslan Pazin Predrag
Emre Gusar Saban Serin
Emre Köksal Sabri Kuvanci
Engin Saffet Akyuz
Engin Ozdemir Saffet Sancakli
Engin Oztonga Savas Kaya
Ercan Agace Sawieh Jonah
Erceg Tomislav Sedat Yesilkaya
Ergin Altay Sefer Hakan Olgun
Erhan Selahattin Ozbir
Erhan Yildirim Selcuk Aydin
Erhan Yilmaz Selcuk Kaya
Erkin Aktas Selcuk Keskin
Evren Nuri Turhan Selim Ozer
Faruk Sarman Serdar Topraktepe
Faruk Yigit Serhat Sagat
Fatih Tutar Serkan Bekiroglu
Fatih Zeytin Seyit Cem Unsal
Fazli Ulusoy Soner Boz
Ferit Karatas Stark Peter
Georgiev Stanimir Stingaciu Dumitri
Gokhan Unsal Tarik Dasgun
Hakan Arikan Taskin Aksoy
Halil Ibrahim Kara Tayfun Ozturk
Haluk Safak Tayfun Taner
Hasan Yigit Tayfur Havutcu
Haydar Koc Telat Ozden
Hoffman Daniel Timko Milan
Huseyin Karakayis Tolga Sanbay
Ibrahim Kas Toprak Kirtoglu
Idris Gumusdere Turan Uzun
Ilhan Durmuskan Turker Kuyu
Ilie Sabin Ugur Boral
Ilker Dasbulak Ugur Yasan
Ilker Lakay Ugurtan Cepni
Ilker Yagcioglu Umit Inal
Imedadze Grigol Umit Serter Keskin
Irfan Sertaç Yaman Victor Paco
Ishak Topcu Vitor Claudemir
Kaan Dobra [Roman Dobrowski] Volkan Arslan
Kadir Hasturk Wahba Hasan
Kadir Yilmaz Yahya Onur Tekincer
Kamoltsev Viacheslav Yalcin Kildiran
Kemoklidze Revaz Yordanov Alexander
Korac Milorad Yusuf Altintas
Koray Colgecen Zaza Janajnia
Lazarov Zdravko Zekeriya Seckin Kahraman
Lokman Atasever Zeki Onatli
Matsihura Volodymyr
 
 


 
adımız yeter bee yorumsuz...
02.26.06 (4:38 am)   [edit]
http://www.korfez.org/forum/topic.asp?TOPIC_ID=6131&whichpage=1

 
Fanatikten bi gaf..
02.22.06 (3:39 am)   [edit]
Fanatik gazetesi bu hafta da haftanin karmasini secmis.Karmada bizim takimdan da bir oyuncu var.Bu gurur verici ve sevindirici.Ama gelin gorun ki bu oyuncu son macimiz olan Gaziantep B.B macinda oynamamis!Karmada yer alan oyuncu Erhan Yildirim.Oynayan ise Erhan Yilmaz.Isimler karismis herhalde Erhan Yilmaz'i yazmak istemisler derseniz yaptiklari gaf daha buyuk.Cunku Erhan Yilmaz Gaziantep Belediye macinda cok buyuk hatalar yapti ve cok kotu oynadi.Bu yerel basina haber bile oldu.Fanatik gazetesinin haftanin karmasini secerken ne kadar titiz oldugu bir kere daha anlasildi! Haber:http://www.e-kolay.net/fanatik/FutbolHaber.asp?PID=263&HID=2&HaberID=360108

 
Mehmet Demirkol'dan onemli bir uyari.
02.22.06 (3:36 am)   [edit]
Milliyet gazetesinde bugun Mehmet Demirkol pek cok konudan bahseden onemli bir yazi yazmis.Beni en fazla dikkat cektiren yazi 1.lig kuluplerinin ekonomisi ile ilgili.Bu bolumle ilgili yazi soyle: "Borç durumları 2008 -2009 sezonunda kriterlere uygun olmak zorunlu. 2007 mali yılı bitiminde lisansa hak kazananlar belli olacak. Ne diyor bu kriterler? 253 sayfa olduğu için hepsini yazmak mümkün değil. Ama finansal başlık altında kısaca şu ana fikir var. Şahıslara borçlanamazsın. Başkanlar, büyükler şunlar bunlar sana para veremez. Çalışanlara, futbolculara, bankalara, diğer kulüplere vadesi geçmiş borcun olmayacak. Ana fikir bu. Bırakın detayları, ana fikir bile bize uzak. Peki Galatasaray ve Beşiktaş 2007'ye kadar nasıl denkleyecek durumunu? Her sene 10 milyon dolar civarında açık veren ve diğerleri gibi satacak arazisi de olmayan Fenerbahçe suyun yönünü nasıl çevirecek? Bu borcun büyümemesi mümkün mü? Düşünün, 1 milyar maaşınız var ve her ay 1 milyar 100 milyon harcıyorsunuz. Nasıl çıkacaksınız bu kısırdöngüden? Yapın hesabı nasıl kalkacaksınız kredi kartı borcunun altından? Yeni yeni de çocukların da oluyor. Anelka'lar, Alex'ler. Damien Duff'un peşindesin. Nasıl vereceksin bu çocukların okul parasını. Sonra düğünü var, askerliği var. Sorun budur! Büyüyorlar borçla ve kimse kardeşim sen ne yapıyorsun demiyor. Batacaklar, farkında değiller. Roma, Lazio, Fiorentina örnekleri orada duruyor. Ama dinleyen kim!" Yazilanlara gore buyuk borc batagi icinde bulunan Fenerbahce,Galatasaray,Besiktas gibi guzide kulupler 2007 senesinin sonuna kadar sahislara olan borclari sifirlayamazlarsa lisans alamayacaklar ve liglere katilamayacaklar.Kuluplerimiz icin bu kriterler tam bir atom bombasi gibi.Ama bunlardan soz eden yok gibi.Bizim kulubun borclarinin cogu vergi borcu olmasi ve vadelere baglanmasi umut verici.Pek buyuk tehlikemiz yok gibi gorunuyor.Ama pek cok kulubun ve ozellikle 1.ligdeki kuluplerin sikinti cekecegi belli. Tum yazi icin link: http://www.milliyet.com.tr/2006/02/21/spor/ydemirkol.html

 
Kan Kaybı Sürüyor
02.19.06 (2:03 pm)   [edit]

Çok umutluyduk. Bu ligde yenebileceğimiz rakiplerden biriydi G.Antep Büyükşehir çünkü. Genç bir kadroları vardı, seyirci baskısı falan da yoktu. Ancak evdeki hesaplar çarşıya uymadı, 3 puan beklerken 1 puanı güç bela alabildik. Özellikle ilk yarı öylesine kötü oynadık ki, 1 puanı bile haketmediğimizi söylersek rakibe hakkını teslim etmiş oluruz. Son iki maç çok kötüydük, teknik direktör Fuat Yaman'ın kadroda revizyona gitmesini, aksayan adamları dinlendirmesini bekliyorduk. Fuat Yaman kadroda operasyona gitti ama kızağa aldığı futbolcular konusunda tercihleri yanlıştı. Didava haftalardır takımın en iyilerinden biriydi, savunmada görevini eksiksiz yerine getiriyor, disiplinli futboluyla güven veriyordu. Yaman, Didava'yı kenara alıp Mehmet'e savunmada görev verdi. Oysa bizim takımda aksayan, verimsiz olan orta alandı. Orta sahada revizyon gerekliydi. Mehmet orta sahada oynasa kesinlikle verimli olur, takıma katkı sağlardı. Sonra, Alişen gibi bir yeteneğiniz varsa her şartta oynatmalısınız. Alişen'in ölüsü bile bizim takımda iş yapar çünkü. Kısaca dün yine orta sahasız oynadık. Rakip bu sayede oyunda üstünlüğü özellikle ilk yarıda hiç bırakmadı. Öyle baskı kurdular ki, bunaldık. İlk yarının 1-1 bitmesi bizim şansımızaydı, bu yarıda ev sahibi takım işi bitirebilirdi. İkinci yarı biraz toparlandık, top yapmaya çalıştık ama bu kez de gol bulamadık... Ne yazık ki, G.Antep'te kan kaybımız sürdü. Dört haftadır galibiyetimiz yok. Bugünkü maçlar sonunda Play-Off hattıyla aramızdaki 4 puanlık fark daha da açılabilir. İkincilik trenini kaçırdık, hiç değilse Play-Off fırsatını değerlendirelim istiyoruz. Daha çok maç var, maraton uzun diyenler, puan farkını kapatırız diye düşünenler olabilir. Kaç haftadır böyle avutuyoruz kendimizi zaten. Kötü gidişe biran önce dur demeliyiz. Tren kaçmadan, yarın geç olmadan. Körfez ve Pehlivan Önceki gün amatörlerin ödül töreni vardı. Son törendi, orada olmayı görev bildim. Körfez Belediye ve kulüp başkanı Sayın Yunus Pehlivan'la birlikte gittik Gölcük'e. Yolculuk boyunca da sohbet ettik. Pehlivan haklı olarak gururlu, mutlu. Nasıl olmasın ki. Sıfırdan yaptığı takım ilk yılında hiç yenilmeden şampiyon olmuştu. Pehlivan, "Çok rahatladım. Teknik kadromuzu, futbolcularımızı, emeği geçen herkesi kutluyorum” dedi. Sevgili Pehlivan, şampiyonluğu fazla istemediklerini, asıl hedeflerinin 3.Lig olduğunu her fırsatta söylediğini hatırlatarak, "Suadiye işi bitirir diye düşünüyorduk. Ancak bize nasip oldu. Takıma şampiyonluk primi olarak 500'er YTL prim verdik. Bunu hak ettiler” dedi. Pehlivan, Suadiye Belediyespor'a takıldı, "Şampiyonluğu bırakarak bizi masrafa soktular. Transferde kullanacağımız paranın bir kısmını prim olarak ödedik” dedi. Pehlivan'la sezon başına gittik, Telat Özden'i konuştuk. Sordum, "Telat Özden'i neden seçtiniz?” diye. Anlatmaya başladı, "Geçen yıl gruplarda Küçükçekmece ile oynuyoruz. Teknik direktörümüz yaşı büyük oyuncular arasından Fahri'yi tercih edince Telat Özden 18 dışında kaldı. Bu kararı son derece olgun, saygıyla karşıladı. Başkası olsa tepki verir, kızar, küserdi ama Telat hoca tribüne çıktı ve maç boyunca son derece heyecanla, arkadaşlarına uyarılarda bulunmaya çalıştı. Onu öyle görünce çok etkilendim. Maçtan sonra yanına gittim, "Bu tıkımı çalıştırmasını istiyorum, ne diyorsun?” diye sordum. Kabul etti. Konuyu yönetime getirdik. Doğal olarak benimsenmedi. İzmitli bir sürü teknik adam varken, futbolu yeni bırakmış, kariyeri olmayan birini takımın başına getirmek istemem tepkilere neden oldu. Bazı arkadaşlar bana, "Telat Özden memleketlin, yarın başarısız bir tablo ortaya çıkarsa bütün fatura sana kesilir” dedi. Ancak kararlıydım. Sağolsun yönetimden Mustafa Efe de yanımda yer aldı, güzel bir konuşma yaptı, bütün arkadaşlar ikna oldu. Bugün ne kadar doğru, isabetli bir seçim yaptığımız ortada. Telat Özden beni mahçup etmedi” Sohbetimizde sevgili Başkan Pehlivan, yeni transfer Nihat'tan övgü ile söz etti, "Onun kadar mütevazı, çalışmayı seven sporcu görmedim. Özel antrenmanlar yapıyor” dedi. Başkan Pehlivan yeni transfer ettikleri Gürcü futbolcunun takıma büyük güç katacağına inandığını söyledi, "Zurap'ın takım arkadaşı. Hopaspor'u ikisi 3.Lig'e çıkarmış. İnşallah bu sezon bizim 3.Lig'e çıkışımıza katkı verecekler” dedi. Başkan Pehlivan, bir stoper alıp transferi kapatacaklarını da söyledi. Başkan Pehlivan'la maddi konuları da kısaca konuştuk. Körfez Belediyespor'un maddi konuda hiçbir sıkıntısı olmadığını söyledi Pehlivan, "Maaşları, transfer taksitlerini günü gününe ödüyoruz” dedi. Başkan Pehlivan, maddi konularla ilgili bugüne kadar ilçedeki hiçbir sanayi kuruluşunun kapısını çalmadığını altını çizerek söyledi. Başkan Pehlivan bir sıkıntısını da benimle paylaştı. Bu sezon yüksek performans gösteren Yüksel'in birçok talibi olduğunu söyleyen Pehlivan, "2.Lig kulüpleri peşinde. Boluspor, transferin son gününe kadar uğraştı. Bize gerekli olduğu için vermedim. Ancak sezon bittiğinde onu takımda tutmamız çok güç olacak” dedi. Sevgili Pehlivan'la 20 dakika süren İzmit-Gölcük yolculuğunda konuştuklarımız bunlar. Körfez Belediyespor son derece başarılı bir sezon geçiriyor. Takımın eksiklikleri yapılan takviyelerle giderildi. Körfez'in 3.Lig kapısı ardına kadar açık. Gruplarda büyük şanssızlıklar yaşamazlarsa hedefe ulaşacaklardır. Zaten Körfez'e profesyonel lig yakışır. Körfez'in bu imkanlarla aslında 2.Lig'de zirveye oynaması lazım. İnanıyorum o günler çok uzakta değil. Başkan Yunus Pehlivan ve yönetimi son derece doğru işler yapıyorlar, bir spor kulübü nasıl yönetilir herkese gösteriyorlar. İçtenlikle kutluyorum Başkan Pehlivan ve yönetimini. Bu arada, Gebze Belediye Başkanı Sayın İbrahim Pehlivan'ın Yunus Pehlivan'ın amcaoğlu olduğunu sohbetimiz sırasında öğrendim. İbrahim Pehlivan, Darıca Belediye başkanıyken, spor kulübüne büyük başarılar kazandırdı, şimdi Gebze'de Gebzespor'u şampiyonluğa koşturuyor. Yunus Pehlivan, amcaoğlunun izinden gidiyor. Demek ki, bu Pehlivanlar ailece işin ehli...

 Hayrettin ALBAYRAK    



 
kimde var böyle yönetim ?
02.19.06 (1:53 pm)   [edit]
ya arkadaşlar kimde var böyle yönetim yaa yapmayın allah aşkına...bir sayayım icraatlarınıda gözleriniz yaşarır... 1.siyaset virüs gibi yapıştı ve yukardan gelen emirle kukla başkan göreve geldi 2.başkan gelir gelmez açık ara süper ligteyiz dedi yalanı hiç sevmedi 3.paralı adamları etrafına topladı sonra paraları bitince yenilerini getirdi yani ruh önemli değil para önemli politikası uyguladı 4.seyirci sakaryadan zaten sevmediği sadiyi getirdi yıldızımızın barışmadığı sadi gitti yönetim gene duvara çarptı 5.maçlara hayatında gelmemiş sırf rant uğruna yönetime giren köfteci adalıya köfte kaç para diye soran çulsuzları yönetime topladı.. 6.daha sonra pepeye yalvardı yalvardı biraz para kopardı 7. bu futbolcular yaşlı dedi dobronun yüzüne bakmadı engin cem sinan ve haydarı yolladı 8.promosyonlu bir alana bir bedava futbolcuları aldı ve çok başarılı transfer politıkası izledi 9.ve fuat yamanın çabalarıyla biraz silkelendik ama geçici bir şahlanma olduğunu sokaktaki çocuk bile bildi 10.sakarya bursa bizi ezdi bu yönetim bize ezilmeyi öğretti 11.biraz adam gibi adam olan fuat hocaya sen fazla adamsın dediler ve onu da havaalanında bir suni krizle soğuttular 12.kıçı kurtarmak için yalamalık olsun diye seyirciyle aynı havayı soludular maratonda 13.ondan sonra hoca forvet forvet diye yalvardı gene promosyonla bülent kazmasını aldılar al sana canavar forvet dediler 14. fuat hoca kar yağdı idman yapamıyoruz dedi onlar bak dümenine dediler 15.engini geri alacak gücümüz yok dediler çok pahalı dediler.. 16.hakanı sattılar 5 kalacili dev bir kadro oluşturdular ama forvete gerek olmadığını söylediler 17.ve bizi kahrettiler yastığa baş koyunca sizce hiç üzüldülermi? ağladılarmı? hayır tabikiii arkanızdayız sayın yönetim ama sezon sonuna kadar seneye açık ara süper ligdeyiz lafları artık yemezzz süper lige bu takımı çıkarsanızda sizden nefret ettik zorla aşk olmaz bir kaç gerçek yönetici dışında oda bir elin parmağını geçmez hepsi traş makinası bizi kahrettiğiniz ve büyük takım kimliğimizi tarihe gömdüğünüz için teşekkürler yönetim...

 
KOSTAD basın açıklaması
02.16.06 (1:16 am)   [edit]
Ligin ikinci yarısı 3 maçta alınan 1 puan ve oynanan kötü futbol hepimizi endişeye sevk etmektedir. Kocaelispor 3 sezondur Kocaelispor'un büyüklüğüne ve ismine hiç yakışmayan 2. lige A kategorisinde süper lig trenini taraftarını kahrederek 2 sezon kaçırmış, bugün sergilediği görüntü ile lig 2. liği şansını büyük ölçüde yitirmiş ve play-off hattından uzaklaşmıştır. Geldiğimiz bu noktada taraftarlar olarak aynı kabusu bu sezon yaşamak istemiyoruz. Burada yönetimden, teknik heyete, futbolculara, kimin üzerine ne düşüyorsa en iyisini yapmasını beklemek en doğal hakkımızdır. Özellikle ilk yarının sonlarına doğru sergiledikleri performanstan uzak olan ve panik havasına bürünmüş futbolcu kadrosunun bu görüntüsünden bir an önce uzaklaşıp Kocaelispor ismine yakışır futbolcular gibi mücadele etmelerini bekliyoruz. Kocaelispor taraftarı 3 sezondur süper ligde başa oynayan ekiplere verilmeyen desteği takımına vermektedir. Bozguncu olmaktan her zaman kaçındık, başarı için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalıştık. Yapılan yanlışlıklarda en doğal hakkımız olan tepkiyi ve protestoyu gösterdik. Eğer oynanan bu futbol, bu vurdum duymazlık, bu panik havası devam ederse bu haklarımızın yine saklı olduğunu ve kullanacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz. Yönetim kurulunun acil eylem yaparak bu kötü gidişe dur demesi, çözümler üretmesi gerekmektedir. Yönetim kurulunun asli görevi bu gibi günlerde doğru tespitlerde bulunarak takımı hedefte ve mücadelenin içinde tutmaktır. Biz KOSTAD olarak bundan sonra her konunun daha yakın takipçisi olacağımızı kamuoyuna deklare ediyoruz. Bu vurdum duymazlık ve ruhsuz futbol devam ettiği taktirde İsmetpaşa'da her türlü protestoyu başarısızlıkta payı olan herkese göstereceğimizi kamuoyuna deklare ediyoruz. Başta futbolcular olmak üzere yönetim, teknik heyetin başarı için başta kendilerine söz vermelerini, daha sonra bu sözleri yerine getirmelerini bekliyoruz. Aksi taktirde bizim kamuoyuna verdiğimiz sözleri tutacağımızı başarısızlığa sebep olan herkesin bilmesini istiyoruz.

Saygılarımızla,
KOSTAD
Kocaelisporlu Taraftarlar Derneği


 
Biz sevdik ; Eller aldı !!!!!!!!
02.15.06 (4:52 am)   [edit]
BUGÜN GELİNEN NOKTADA ATTIĞIM BAŞLIK HERŞEYİ ÖZETLEMEKTE.
DAHA 2 SENE ÖNCESİNE KADAR İSMETPAŞANIN NEREDE OLDUĞUNU BİLMEYENLER YÖNETMEK ÜZERE (BİRKAÇ İSMİ TENZİ EDERİM) BU CAMİANIN BAŞINA GEÇİNCE ÇÖKÜŞ SÜRECİ HIZLANDI.
SENELERDİR KÖTÜ YÖNETİLEN BU KULÜP BU SAAT İTİBARİYLE EKONOMİK VE İDARİ YÖNDEN DİBE VURMUŞ DURUMDA GÖZÜKÜYOR.

SENELERDİR BU SANAL ORTAMDA HERKES ATIP TUTMAKTA.SENELERDİR BİR TARAFIMIZI YIRTIYORUZ,GELİN BU KULÜBE ÜYE OLUN.GÜÇ BİZDE OLSUN,BU KULÜBÜ YÖNETEMESEK BİLE YÖNLENDİREBİLELİM DİYE.

AMA HERKES MALESEF KLAVYE BAŞINDAN YÖNETİCİLİK YAPIYOR,KENDİNCE YORUMLARDA BULUNUYOR.

ŞİMDİ SORUYORUM;BU KULÜBE ÜYE OLMADAN,ATIP TUTARAK BİRYERE VARABİLİRMİSİNİZ?
KONGRELERDE GÜÇ OLAMAZSANIZ SÖZÜNÜZÜ DİNLETEBİLİR MİSİNİZ?
YÖNETİM ÜSTÜNDE BASKI OLUŞTURACAK ÇOĞUNLUĞUNUZ OLMAZSA İSTEDİJKLERİNİZİ DİKTE EDEBİLİR MİSİNİZ?

CEVAP KOCAMAN BİR HAYIR OLACAKTIR.

TOPRAKÇILIK YAPANLARA;KAPASİTESİ OLMAYANLARA,KULÜBÜ DİNAMİTLEYENLERE;
YÖNETEMEYENLERE;BASİRETSİZ HOCALARA;BASİRETSİZ TOPÇULARA MEYDANI BOŞ BIRAKTIĞIMIZ İÇİN BEN DAHİL HEPİMİZE YAZIKLAR OLSUN.

BU YAZI BİR YILGINLIK İFADESİ OLARAK KESİNLİKLE ALGILANMASIN.BU TAMAMEN KENDİ GÜCÜMÜZÜN FARKINA VARAMADIĞIMIZIN BİR İFADESİDİR.
BİRİMİZ KALANA KADAR BİZİM MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR.

İNSAN SEVDİĞİNİ ELLERE BIRAKIR MI?


 
Erdoğan Çalın : Sistem
02.09.06 (3:38 pm)   [edit]
Kalıcı başarılar elde etmek,yapısal reformlar ve yeni ufuklar açmakla mümkün olur.
Bu açıdan bakıldığında;
Bir teknik direktörün başarısı sadece puantaj sıralamasıyla belirlenebilirmi.
Elbette hayır!

Başka başka verilerinde değerlendirmeye alınması gereklidir.
Sn.Fuat Yaman'ı takımın başına geçişinden,ilk devrenin bitişine kadar
hep olumlu çizgide izledik.
Riski büyük bir görev üstlenmişti.
Kocaelispor zor günler geçiriyordu.
Yapacağı ufak bir hata dengeleri alt üst edebilirdi.
O zor olanı başardı.
Bitik,ayakta duramayan, koşmayan takımı ayağa kaldırdı.
Cesaretle takım içinde operasyona kalkıştı.
Gözden çıkarılması an meselesi olan oyuncuları
takımın değişmezleri yaptı.
Yaşlı denen futbolcularla adeta baharı yaşadı.
Ekonomik gerçeklerin sınırları içerisinde kalarak, Kocaelispor'un
kendi ayaklarının üzerinde durabilmesinin koşullarından biri olan
alt yapıya yönelerek,takıma genç oyuncular kazandırmanın
arayışlarına girdi.
Ardayı,Oktayı zaman zaman kadroya alarak gelecek için
umut dağıttı.
Hep bu sistemli çalışmalarından dolayı takdir ettik.
İyi yönlerini görmeye alıştığımız hocamızın
son haftalarda eksi yönlerine,yanlışlarına tanık oluyoruz.
Oyun içinde kaçan gole,yerini bulmayan paslaşmaya
taraftarın tepkisi doğaldır.
Yanlış olan hocamızın tepkilere teslim olmasıdır.
Antalya maçında güvenerek ve çokta yerinde bir kararla
Serhat'ı forvette oynatması nasıl doğrusuysa,
kaçırdığı pozisyonlarda verilen tepkilerden sonra
oyundan alması yanlışı idi.
Bunu o günlerde belirtmiştik.
Yine aynı hataya bu hafta Ali Şen konusunda düştü.
Aceleci davrandı.
Kenardan gerekli müdahaleyi yaparak,biraz daha beklemeliydi.
Gösterilecek sabır bazen başarının anahtarı olur.
On kişi kalan rakibin karşısında hala liberolu oynatması,
stoperleri çakılı tutması analaşılır gibi değildi.
Kırmızı kartla birlikte, oyun sistemini değiştirmesini beklerdik.
Didavayı orta sahaya sürüp,oyun kuruculuğu yönünden faydalanabilirdi.
Hocamız bugüne kadar hep maç öncesi çalışmalar ve taktiklerle
maçlar kazandı.
Eldeki kadronun yeterliliği tartışılır.Hak veriyoruz.
Yinede, oyuna yapacağı müdahalelerle de kazanmasını diliyoruz.
Menajerlik bir sistemdir.
İşlerlik kazanabilmesi için kurumsallaşmaya inanılması,
yönetimin görevde paylaşımcı ve yetki alanımamı giriliyor diye
ön yargılı olmaması gereklidir.
Süha Özkan o yapıcı düşüncelerini uygulayacak ortam bulamadı.
Verdiği pas'ları geri alamadı.
Ufkun dar olduğu yerde başarılı olamayacağına inandı.
Birikimiyle,düşünceleriyle,gönlüyle yine bizlerle olacaktır.



 
Image hosting by Photobucket